26 Şubat 2013 Salı

BİR BURAK YILMAZ YAZISI

Dünkü oyunuyla soyadının hakkını veren biri vardı sahada: Burak Yılmaz. 90 dakika boyunca özellikle de 2. yarıdaki performansıyla azmini, inatçılığını, yılmazlığını herkese gösterdi. Dünkü Orduspor maçında 2 gol atan Burak," takımın as forveti benim" der gibiydi.

Geçen sezon 33 golle gol kralı olan Burak, bu sezon da 23. hafta sonunda gol krallığı sıralamasında 14 golle ilk sırada yer alıyor. Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde oynadığı 7 maçta atılan 8 golün 7’sinde de Burak’ın imzası var. Avrupa Ligi’nde attığı golleri ile Burak, UEFA tarafından açıklanan Şampiyonlar Ligi'nin dördüncü haftasının en iyi ilk 11'inde yer aldı. Ayrıca, Burak Yılmaz, Sergen Yalçın’dan sonra Türkiye’de dört büyüklerde forma giyen ikinci futbolcu. Baba mesleğinin izinden giden ve hem attığı golleriyle hem söylemleriyle hem de yaptığı bazı hareketleriyle, 2012 yılına damga vuran Burak, 2013’e de damga vurmaya aday şimdiden. Drogba'nın gelişiyle, fazla oynama şansı bulunmayacağı tahmin edilirken Burak, daha hırslanmış gibi. Dışarıdan bakıldığında, Drogba ile anlaşması, uyumlu bir ikili olmaları, birbirlerini desteklemeleri sanki Burak'a yaramış gibi. Burak da futbolcu mu diyenlere golleri ve başarıyla cevap veren ve takımda da lakabı "Kral" olan Burak’ı gelin biraz tanıyalım. 

Burak futbolcu, babası eski kaleci - şu an teknik direktörlük yapıyor-, annesi eski basketbolcu, kız kardeşi ise voleybolcu. Kısacası Yılmaz ailesi için, tam bir sporcu ailesi desek yalan olmaz.



Burak Yılmaz, 1985 yılında Antalya’da doğdu. Futbola da, Antalya alt yapısında başladı. Kaderin cilvesine bakın ki baba oğlun yolları da burada kesişti. Baba Fikret Yılmaz, oğluna dört yıl alt yapıda hocalık yaptı. Baba Yılmaz’ın yeteneği ve hırsı oğluna miras kalmıştı. Burak Yılmaz, 2002 yılında Antalya ile profesyonel sözleşme imzalayarak profesyonelliğe adımını atmış oldu. 



Burak, 2006 yılında babasının da kaleciliğini yaptığı Beşiktaş'a transfer oldu. Beşiktaş’ın Türkiye Kupası’nı kazanmasıyla birlikte Burak da kariyerindeki ilk kupasını almış oldu. Fakat 2007-2008 sezonunda Beşiktaş’ın o zamanki yeni patronu Ertuğrul Sağlam’dan formayı kapamayınca devre arasında Manisaspor’a gönderilmek zorunda kaldı. 

2008 yılında bir diğer büyük kulübün yolunu tutan futbolcunun burada da şansızlığı devam etti. Fenerbahçe forması ile çıktığı toplam 16 maçta gol atamayarak en etkisiz sezonunu geçirdi. Luis Aragones tarafından kadroda düşünülmeyen golcü futbolcu, Eskişehirspor’a bir yıllığına kiralandı. Ligde, 1 kupada 1 golü bulunduktan sonra futbolcu,  Trabzonspor’a gönderildi.



2009-10 sezonunun devre arasında Fenerbahçe Gökhan Ünal'ı, 3.2 Milyon € karşılığı artı Burak Yılmaz takası ile Trabzonspor'dan aldı. Şenol Güneş'in de onay vermesiyle Yılmaz, Trabzonspor'lu oldu.  Trabzon’a giden futbolcu asıl yükselişe burada geçerek, küllerinden doğdu. 2010-11 sezonunda takımın en etkili oyuncuların başını çekti. Sezona tarihlerinde ilk kez kazandıkları  TFF Süper Kupa ile başladılar. 1 sezonda attığı 19 golle gol krallığında 2. oldu. 


2011-2012 sezonu Burak Yılmaz’ın sezonu oldu desek kimse itiraz edemez. Büyük küçük tüm takımlara toplamda 33 gol atarak sezonun en çok gol atan futbolcusu oldu. Attığı goller hem yurt içi hem de yurt dışında çoğu takımın dikkati çekti.  2012-2013 sezonu için Rus ekibi Lokomotiv Moskova takımı ile anlaşmasına ramak kala kendini Galatasaray’da buldu. Abdurrahim Albayrak’ın devreye girmesiyle Galatasaray’a imza attı. Daha ligin ikinci maçında Beşiktaş ile oynanan derbide penaltı pozisyonu ile herkesin tepkisini toplayan ve kendini yere atmasıyla tanımlanan Burak için zor günler başlamıştı. Herkesin kafasında Galatasaray'ın forveti Burak mıdır soruları yatarken, Burak golleri ile kafalardaki soru işaretlerini dağıtmaya başladı.

Öncelikle Burak'ın kendini devamlı yere atması Galatasaray'da yaptığı bir şey değildi. Trabzonspor'da da yapıyordu bu hareketleri. Ama şimdiye baktığımızda ise kendini basitçe yere atmaktan ziyade savaşmayı tercih etmeye başladı. Kafa gollerine hakim değildi ama şimdi bir Hakan Şükür olamaz belki ama etkili kafa golleri atmaya başladı. Şampiyonlar Ligi'nde attığı  ilk gol de Cluj'a attığı kafa golüydü. Hem sağ hem sol ayağını kullanabilmesi, kafa hakimiyetinin gelişmesi, kendini artık yere bırakmaması gibi konularda kendini çok geliştirdi Burak. Ayrıca defans arkasına atılan toplarda etkili olan Burak'a kuşkusuz sahada en yardımcı olan Tranzonspor'dan da takım arkadaşı Selçuk. Burak, biraz daha pres, baskı yapabilirse rakip takımı daha çok hataya zorlayabilir. İşte o zaman da çok daha önemli yere geleceğinden eminim.



Dünkü  maçının ikinci yarısı başladığında, bir kafa vuruşu üstten az farkla auta gidince koşarak topu alması ve aut vuruşunun kullanılacağı yere koşarak koyması, pes etmeyen bir yapıya sahip olduğunu göstermiştir. Yaşı genç olan ve kendini de Türkiye'de kanıtlamış olan Burak, neden artık yurtdışında oynamasın? Birçok takımın da takibinde bulunan Burak'ı önümüzdeki yıl ve yıllarda uluslararası takımlarda izleme ihtimaliz yüksek sanki.                    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder