Hayatımda dün ilk defa karaborsacıdan bilet aldım. Futbol maçı değildi bu. Ne derbiydi ne de takımlarımızın Avrupa arenasındaki bir maçıydı. Efes'in Euroleague maçıydı. 7.5 TL'lik bilete 25 TL verdim. Değer miydi? Kesinlikle. Pişman mıyım? Asla. Bir daha olsa yapar mıyım? Tartışmasız.
Basketbol maçında biletlerin tükeneceğini hiç aklıma getirmediğimden dolayı önceden bilet alma işine girişmedim hiç. Maçın başlamasına 1 saat kala Abdi İpekçi Spor Salonu'na vardığımızda biletlerin tükendiği söylendi. Tabi benim de başımdan kaynar sular döküldü. Nasıl olurdu da basketbol maçında biletler tükenildi de biletler karaborsaya düşerdi. Bence 2 sebebi var bunun. Birincisi, Efes'in son oynadığı 6 maçı kazanmış olması (dünküyle 7) diğeri de Efes'e yapılan kamera şakası. O videoyu izleyipte etkilenmeyen yoktur heralde. İnsanın tüylerini diken diken eden bu video, basketbol seyircisini de salona getirmekte önemli bir işlev gördü.
Neyse ben tekrardan karaborsayıcılara döneyim. Maçın başlamasına 1 saat var ve bizim elimizde bilet yok. Ne yapsak ne etsek derken içeri girmenin yollarını aramaya çalışıyoruz. Tabi biletler tükendiği için kimse bize haliyle yardım edemedi. En son çare olarak karaborsacılara kaydık. Zaten onlarda kollarını açmış müşterilerini bekliyordu. Tabi sadece bileti olmayan biz değildik. Piyasa da kızışıyordu haliyle. Alıcı çok olunca bilet fiyatları da artıyordu. Maçın başlama saati her dakika yaklaşırken bizim umutlar da yerini hayal kırıklığına bırakıyordu. Ne yerinde maçı izleyebilecektik ne de eve dönsek maça yetişecektik. Maç başlarken biz hala dışarda bilet bulma derdinderken bir de yağmur yağmaya başladı. En sonunda pazarlık yaptığımız bir karaborsacı, bir bileti 25 TL'ye vermeye ikna oldu. (Alllah razı olsun :D) İlk çeyreğin ilk 8 dakikasını kaçırsak bile yerinde tarihe tanıklık etmek kadar haz verici başka bir şey olamaz heralde. (Tabi diğer maçlarda önceden biletimizi alacağız.)
İlk 3 periyotta CSKA'nın gerisindeydik hep. Önden gitmelerine izin verdik adeta; ama hep takipteydik. Son çeyreğe geldiğimizde ise Efes "daha maç bitmedi, son sözümüzü söylemedik" diyecekti. Maçın bitimine 4 dakika kala Jamon Gordon ile maçın başından beri ilk defa öne geçtik. Skorda üstünlüğü yakalayan temsilcimiz, arkasına taraftar desteğini alarak kontrolü ele geçirdi. Maç boyunca 3'lük atamamıza son veren Kerem Tunçeri ile salon şenlik alanına döndü. Son dakikaları hep beraber ayakta izlerken, Farmar son sözü söyledi ve 3'lükle maçı noktaladı. Son top ellerine kalmasına rağmen Rus ekibi botaya topu sokmayı başaramadı.Böylece Moskova'da yenildiğimiz CSKA'dan rövanşı aldık. 63-60.
Anadolı Efes ruhu aramıza tekrardan geri geldi. Ne diyelim sefa geldi hoş geldi.
NOT: Milos Tedosic'e ayrı bir parantez açmak gerekiyor. 60 sayının 26 sayısında onun imzası var. Mükemmel oyunu ile takımının en skorer oyuncusu oldu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder