
Josep Guardiola'nın gelecek sezondan itibaren Bayern Münih'i çalıştıracak olması Almanya'da hala yankısını sürdürürken, geçtiğimiz kasım ayında İspanyol teknik adamın biyografisini satışa sunan Alman gazeteci Guillem Balagué, Guardiola'nın bilinmeyenlerini, Bild am Sontag'a anlattı."Küçük Pep, kolunun altında her zaman bir top bulunduran ve odasında Michel Platini'nin fotoğrafını bulunduran bir çocuktu.
Pep, onu futbol oynarken hiç görmedi ancak onun ne kadar önemli bir futbolcu olduğunu babasının ve dedesinin anlattıklarından hep duydu. Babası ve dedesinin ona anlatııkları, Guardi'nin Platini'nin oyun görüşüne hayran olmasını sağladı. Nasıl uzun, nasıl kısa pas atılacağını, temponun nasıl elde tutulacağını ve en önemlisi bunları yaparken hep kafanın yukarıda olması gerekliliği...
Guardiola'nın en büyük özelliği ise öğrenmekten hiç vazgeçmeyen biri olması. Pep, her zaman kendinden büyüklerle veya yaşlılarla iletişime geçmeyi sever. Her zaman onlardan hikayeler duymak ister ve en önemlisi eğitimini sürdürmekten asla vazgeçmez.
Örneğin Guardiola, şimdi küçük Santpedor köyüne gitse hemen bir bara ya da bir kafeye oturur eline bir bira alır, ve o çervredeki yaşlı insanları dinler. Zamanında neler yaşadıklarını, savaş samanındaki durumlarını anlatmalarını büyük bir keyifle dinler.
Sevdiği şeylerden biri de insanlara masal okumasıdır. Edebiyata çok düşkündür. Katalan romancı Miquel Martí i Pol ve şarkıcı Lluís Llach her zaman en iyi arkadaşları olarak sayar.
Edebiyatı çok sevdiğinden Barcelona'da futbol oynarken kendisini çok etkileyen, "Gö kenarındaki köprüler" adlı kitabı tüm takım arkadaşlarına hediye etmişti.
Pep, annesi ve babası ayrılmış bir ailenin mütevazı bir çocuğu. Küçük bir Katalan kasabasında doğup büyümüş ve 13 yaşında La Masia'ya girmiş. Tabii La Masia'da bir sürü çocuk ailelerinden çok uzakta olduğu için her gün ağlıyorlardı.Ancak Pep, her zaman sessiz ve sakin bir çocuk olarak bilinirdi. Ve işte o çocuk belki de hiç beklenmeyecek bir şekilde Nou Camp'ın ikon futbolcularından biri oldu, antrenörler için yeni bir standard oluşturdu, rekorlar kırdı ve futbolu değiştirdi.
Peki Barcelona'ya bu kadar bağlı olmasına rağmen neden ayrıldı Pep?
Yorulmuştu, gerçekten yorulmuştu. Çalışma yükü gerçekten insanlık dışıydı. 25 tane asistanından her gün daha fazla çalışıyordu. Kulüpte oyun analizleri üzerine uzmanlar bulunurken, hiçbir zaman bunu başka ellere bırakmak istemiyordu, "Benim için en güzel olan bir oyunu planlamak" diyordu. Ayrıca Jose Mourinho ile yaşadığı tartışma onun işine ve futbola olan sevgisine zarar verdi.
Guardiola, antrenörlük yapmadığı süreçte ne yaptı?
Öncelikle Barça ve diğer kulüplerle arasına mesafe koydu. Kendini ailesine adadı ve uzun zamandır yapamadığı şeyleri yaptı. Kız arkadaşı Christina ve 3 çocuğuyla birlikte New York'a gitti. Teklifler gelmeye başlayınca da Chelsea ve Bayern Münih arasında kaldı ama Bayern münih'i seçti. Neden mi? Çünkü Pep, romantik ve duygusal biri.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder